Manasız bunalımlar eteğimde…
Ağlamak için gidiyordum. Etimin parçalanışını görmek için gidiyordum. Ruhsal
hayatımla alay etmek için, bildiğim herşeyle mücadele etmek için dönüyordum.
Ne kadar dayanabileceğimi, ne kadar duyarsız olduğumu anlamak için
gidiyordum, sokaklarında tesadüfen babamı görebileceğim yere ve görürsem iki çift alay…
O kadar istedim ki gerçek bir duyguyu içimde hissetmeyi! Eğer pişmanlık
hissedersem devamı da gelir, diyordum kendime. Sevmeyi bile öğrenebilirim
yeniden, diyordum. Yeniden bir insan olabilirdim. Ama şimdi anlıyorum ki
benim için artık çok geç. Ne bir pişmanlık duyuyorum, ne de gözpınarlarım
ıslanıyor. Hiçbir şey hissetmiyorum. Hiçbir şey...
Belki de en büyük şiddet buydu: "durmak". İnsan kaçarken başkasının,
dururken kendi kanında boğulur. İnsanın kendine biçtiği cezadan daha acı dolu
olanı yoktur. İnsanın kendine verdiği cezaların ilki, işlediği suçtur...
"Ve artık insanlar bir karar vermeli. Ya cenazelerde ağlamayacak ölülerine ,
ya da üzerine basmayacak, sevdiklerinin cesetlerinin beslediği toprağın!"
...
"insanlar..."dedim fısıldayarak."taşırlar insanları.
kundaktayken, tabuttayken. hep taşıyacak birileri olur. bazıları
dostluktan, bazıları cepteki paradan, bazıları da içinde bulundukları sistem
bir gün onlara da taşınma sırasının geleceğini söylediği için, taşırlar insanı...
Ve hayatlar ben böyle söylerken sıralanan hayatlar da çoğalıyordu okunacağımda ne olacaktı
Yazınca değişilemiyorsa okunulunca hiç azalamayacaktım ama olsundu hepsine ,
Aynen küçükken ki düşlerimizin olmasını istediğimiz gibi olsunlar …



1 comments:
insan herkesi affedebiliyor da bir kendini edemiyor..
yazıyı çok beğendim..
Yorum Gönder