27 Mart 2008 Perşembe

Sıradanlık ve farklılık farkındalığı üzerine

039

Önceleri yalnızlıkla dışavurulan ve kendi kendini kabul etmeme gibi bir homurdanmayı andıran hislerin adı idi farklılık. Bacon bu konuda "farklı olduğunuzu düşündüğünüz an sıradanlaşırsınız" demiş hem katılmıyor hem de destekliyorum bu fikri. İnsan denen meçhul her durumda kendi zatı hakkındaki zannını saklı tutar ,tutar tutmasına da her halde ve durumda hakimdir kendi ile ilgili olana.

Düşünelim hangimiz bilmiyoruz ki derinimizde ki benlik olgusunu kaçımızın gücü var kendi kendini sevmediğini iddiaya ya da kaç tanemiz ben sıradanım diyebilir ki .

İşte tam da bu nedenle insanın farklı olduğunu bildiğinde bunu düşünmeme lüksü yoktur.Peki düşündük o zaman farklılığımız değişir mi ? Bu sorunun cevabı iki yönlüdür kanımca; ilki düşünce sadece düşünce aleminde kalıp, fikriyat eyleme dönüşmezse örneğin söze dökülmez ise o anda farklılığımız yapışır kalır içimizdeki bize yahut ya da ikinci yönde ise kimi insanların tavrıyla anlatacağım; ben farklıyım imajını üstüne oturtma çabalarıyla giyinmiş ,bastan ayağa özenilmiş farklılık havası doğar ki işte burası zannımca Bacon efendinin tasvirlerine girebilir.

Peki söylediklerimin istisnaları mevcutmudur? elbette bazılarımız farklılık farkındalığını öyle ustaca yedirirler ki kimliklerine kim bakarsa baksın ya da kim anlarsa anlasın bilir ki o kişi öyledir, öyle olmaya öykünmemiştir ve bu sonradan bir öylelik değildir. Şimdi bir soru indi aklıma o zaman değişim nerde kaldı önceden şöyle olan şimdi böyle olamaz mı? Aynı tanım değişime uğrayan kimliklerce de geçerlidir öyle bir değişimdir ki iz bırakmamıştır eskisinden ve kıyafeti tam gelmiştir üstüne diyebilemez kimseler bol gelmiş diye.

Ahlak kumkuması olmak istemem ama insan özünde ne ise tözünde ve sözünde de o olacağı içindir ki "öz" ü korumak esastır . Bunu başarı hikayeleriyle ya da kalite ölçütleri ile aktarmaya çalışacak olursam sanırım yanılmam. Örneğin Mercan Dede isimli müzik adamı bana göre başarılıdır peki nasıl ?Öz ile uğraşarak varmıştır vardığı yere yerel değerlerimizi insanların beğenisine sunarken çağın ve modernitenin imkanlarını zorlamış albümlerinde doğal kurbağa sesi kullanırken en güçlü

Mercan Dede

keyboardlarda synthesizer efektleri ile harmanlamış aynı zamanda konuk sanatçı olarak Sabahat Akkiraz ile çalışmıştır. Ve bugün avrupa world fusion music ödüllerinde, kah caz festivallerinde kah modern sanat müzelerinin resitallerinde eserleri dinlenir ve ilgi görür olmuştur. Peki sır nedir? Kimlik bunalımınıı yaşamamaktır.Doğunun yöresel ezgisini sevmiş benimsemiş ancak batılılara sunarken onlardan biriymiş gibi müziğini giydirmiştir ama niyet bellidir ve öz gerçektir.

Bu gerçekten hareketle şimdi yeni neslimizi ve onların indinde kendimi sorguluyorum,neredeyiz neyimizi beğenmiyoruz ve beğenmediğimizi beğenen o çok sevdiğimiz batılıları görünce neden şaşkına dönüyoruz ! Heyhat! kendi kimliğini beğenmemenin moda olduğu, yabancı müzik dinlemenin ayrıcalık sayıldığı iklimin evlatları olmak acı haykırışları barındırsa da bünyemde en büyük sözümü şimdilik susarak söylüyorum en azından, bağırmasam da sesimin daha anlaşılır ve etkileyici olacağı anlara dek.

Sıradanlık ise kaybetmişlikle olur aynı seyleri yapmak ya herkesin giydiğini giyip yediklerini yemek kültürdür en azından ortaklık arttırır. Farklılık farkındalığı öncelikle kendini tanıyarak başlar kendimin başlangıcında tüm batı özentisi iklimin genç kuşaklarına sesleniyorum,biz zaten farklıyız tarih boyu farklı kaldık neden mi ? Dünyanın kalbi anadoludur ve bu kalbin mühürü istanbuldur* hem kalp hem mühür bizde iken hala diğer uzuvlara özenmek hiç naif olmayan bir öykünüştür.

Kültürümüzün anlamını anlamak ona sahip çıkmak ve kalbimizi dinlerken gelen sese iyi kulak vermek gerekliliğine dikkat çekiyorum!

Farklılık bir gelenektir sonradan eklenemez

Benim gibi kendini doğuştan farklı görenlere içtenlikle...

0 comments: