Yüzümüzdeki su izleri uzakların birikintileri ...
Ne de hazırız kırılıp dökülmeye, delinmeye, parçalanmaya,kesilmeye , yanmaya , kurumaya , buruşmaya , erimeye , çürümeye ....
Uzakları özleyen bir yanımız , herşeyden bıkkın hallerimiz var tenimizde. Neden ? Bu sürüncemeye meyillilik sevdası neden bu serzeniş kendimize, diye sorularla uğraşırken aklıma düşen tümcelerin getirdiği yerdeyim işte tam da orasını anlatıyorum ...
Herkesin birileri var yaşamda hepimizin hem kendi birilerisi hem de sahici birileri var kendinden ayrı ...
Ben örneğin 4 tane kendimliyim, kendimden ayrı 3 kendimle sohbetteyim, çatışmayı geçtim artık diyalogla çözümdeyim ..
Kimi deli desin kim ne düşünürselerde değilim ki zaten kimsenin umrunda da değilim !
Anlamsız monoglara sevdalıyım.
Seslerden örülü duvarlarım var geçit vermeyen kelimelerin muhafızlığında. Ben istedikçe bile içimi daha da en içlerime götüren ...
Hayır diyorum bendekilere ,çıkaracağım kendi ipliğimi pazara, olmaz diyor diğeri sonra kimle kavga ederiz başbaşa..
Kendimdeki bu kendimlik savaşımdan memnun gibi görünsemde yorucu olduğunu bildirmek zorundayım ey kendim !
Yorulmuş insanlar açık seçik söylemeyemezler normalde belki ama cümlelerin sihri değilmidir
elmayı dünyanın en güzel meyvası sandıran kurgusundan hareketle her yazım kendime ait bir dünyanın çeşitli varyasyonlarından sahneler sunuyor diyorum ve kendime öykünüşümü yola koyuyorum açıkça (Bu bir *paradigmanın buhranıdır anlayana)
Uzun zaman önce kendimin tek kişilik oyunundan bahsetmiştim keşke hamlet kadar manalı othello kadar kısa ve Baudelaire kadar da leziz olsaydım ...
Yalnızlık, bunalım havaları , ben tekim kimsesizimcilik, ben kimseyi sallamıyorum hayat böle çok iyicilik oynayalı çok uzun zaman oldu şimdi hayat şimdide gizlidir anımı yaşıyorum demek içinse fazla şey biliyorum ve bu çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlarda insanlara ne kadar az bildiğimi dahi anlatmak istemiyorum ...
İstemiyorum ki popülarite yitirtir adama özünü, kavramını, tezini, yeteneğini. Derinlerde olmak herkesin gözü önünde olup ta insanların imrendiği yüzen bir gemi olmaktan iyidir ...
Ne demişler inci olmalı ki yalnızca cesaret edebilenler canının yanmasına sana yanaşabilsin ..
Hayatın getirdiği bir cümle ile bağlamam gerekirse neyi seversek o canımızı yakmalıdır eğer acıtmıyorsa hakikaten faydalı değildir ki güzel her zaman zordadır.
Peki ya kolay olanlar kimin için onlar da gemiyi seyretmek isteyenlerin olsun ...
Sözümü Rimbaud ile noktalıyor ve ekliyorum
"Dün kaybolanlar, kaybolmuşlara rastlarsa zamanın birinde ?"
ah, canıma yetti arttı
-kuzum şeytan, ne olur daha bir öfkesiz bakıver de benden yana
ufak tefek, yolda kalmış alçaklıklar vara dursun
sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun,
senin için kopardım lanetli gün defterimden
bu uğursuz yaprakları.


2 comments:
"çok uzun zaman oldu şimdi hayat şimdide gizlidir anımı yaşıyorum demek içinse fazla şey biliyorum ve bu çok şey bilmenin hoş karşılanmadığı zamanlarda insanlara ne kadar az bildiğimi dahi anlatmak istemiyorum ...
İstemiyorum ki popülarite yitirtir adama özünü, kavramını, tezini, yeteneğini. Derinlerde olmak herkesin gözü önünde olup ta insanların imrendiği yüzen bir gemi olmaktan iyidir ..."
çok hoşuma gitti bu bölüm...ukalık saymazsanız, bir öneride bulunmak isterim. Bu bölümle oynayın ve onu düz yazı biçeminden, şiir biçemine dönüştürebilirsiniz. Hisseden sizsiniz ve seçtiğiniz sözcüklerin (veya beyninizden dökülmüş) ifadesi güçlü. Bilmiyorum, bilemiyorum ama bir ihtimal daha var, benimki naçizane öneridir.
can acıtıcı hisler yansıtılmış bu yazıda.alıp götürüyor tam düşecekken umut var diyerek kalkılan uzaklıklara.çok beğendim yazıyı...
Yorum Gönder