Sanrılarım,melankoli,tutunamamak ve biz
Evet daha başlıktan saçmalarımın ucu gözüktüğüne göre atış serbest şekilde kaleme alınagelen bir yazı olacağının farkındasınızdır ha değilseniz şimdi olmuşsunuzdur ısrarla anlamadım diyeniniz varsa zaten yazıyı okusa da olur okumasa da ... ![]()
Dengesiz girizgahtan sonra aklıma takılan onca konudan hayatın anlamından , yaşamak nedir vs den daha kelli felli olmasada birini açayım diyorum .
İki insanın öznellikleri birbirleri oldukları zaman yani biz olmaya karar verdikleri zaman erimeli mi ya da başka deyişle sen ve ben olmadan biz olabilir mi ?
"Biz" i oluşturan öğeler ortadan kalktığında ortada biz kalır mı?
Buradan hareketle demem odur ki her manada ortaklıkla yürütülen ilişkilerin tadı gerçekten birbirini ilk tanıdıgın zamandaki o meraklı anlamaya çalışır halli, gizemine hayran kalınan ilişki ile aynı mı ?Şunu sorgulamıyorum elbette bazı şeylerin büyüsü zamanla azalırken alışkanlığın tutkusu artacaktır.Ancak insan denen meçhulün tüm gizlerini açmaması gerekmez mi ?
Eskiden beri hep derdim kendi kendime oğlum hakan öyle bir yanın olmalı ki kimse bilmemeli ve kimse böyle bir yanın varlığından da haberdar edilmemeli bir gün düşersen o yanın seni ebediyen götürebilmeli.Yani kimse herşeyin olamamalı sende kimsenin herşeyi olmamalısın.
Acaba diyorum hata mı etmişim yoksa hazırlıklı davranıp yaşama kazık yemekten feragat mı etmişim.
İnsanın kendisini en güvendiği konularda sorgulaması kadar zor bir durumda yok hani!
Tüm bunları anla
ttıktan sonra şöyle bir çelişki düşüveriyor karmakarışık ve hüzünlü usuma acaba diyorum bunları söyleyen ben ile ger sen leyla isen ben kimim diyen ben aynı ben değilmiyim içimdeki kişilik çatışmalarının gerçekliğine kapılıp öyle uzun uzun dalıyorum şimdi gecenin zifiri karanlığına, sonra monitörün gözümü rahatsız eden ışığı anlatıyor şimdilik gerçeğimi; evet farklı fikirler, farklı bünyelerin farklı iklimlerin tesiri altında kalmamın geçici hezeyenları bunlar.
Hani uzun zaman önce söylediğim ne büsbütün şarktan sayabilmek kendini ne de modernitenin sonu gelmez ucubelerinden biri olabilmek arada kalmışlıkla ilgili yani ...
Tutunamamak böyle bişi be hakan diyorum kendime ve kendimin ışığında kendini bu potanın bir yerlerinde eridiğini hissedenlere .
Ancak içimdeki bu bulantıyı seviyorumve bazen övünüyorum kendimle açık yüreklilikle içimdeki barışık çelişikligimle yine de buradayım diye ...
Durduğu yeri bilmeyen gideceği yeri bilmez sözüne güvenerek seviniyorum ve yerini bilmeyenlere üzülüyorum .
Ama yazıyı yazmama vesile olan soruya dönecek olursak Aşkın gözü kördür derler ya diyesim geliyor sonra rastladığım şu roman ismine hayıflanıyorum "Aşkında gözünü çıkardılar" ve düşünüyorum ne Anasının gözleri var :)
Susuyorum şimdi düşünüyorum ve sevdiğime olan sanrılarımla hüznümü aynı kefeye koyup yıldızları seyrediyorum .
Yazıyı okuduktan sonra kesinlikle sevdiğiniz biri varsa düşünün siz biz olmuşmusunuz ilk zamanlarınızı özlüyormusunuz ?
Herşeye rağmen Aşk diye bişi var arkadaş diyen ve biz olabilen herkese gelsin
Dipnot: Şarkı gönderir gibi sesleniş yapmaya başladım bir djlik havası seziyorum kendimde çok tehlikeli bi durum çok arabesk bir haldeyim anlasılan.
Saygılarımla fethiparisa


5 comments:
kimse her şeyin olmamalı,, sende kimsenin herşeyi olmamalısın..
harika bir tespit..katılıyorum..hoşuma gitti.
Beğenmene sevindim.
E öyle değil mi ama herşeyin oluyor herşeyi oluyorsun sonra bitti dünya da yıkıldı gitti olmasındansa böylesi hani, soyunuk diil de az kostümlü ilişkileri savunuyorum ...
Sevmek alabildiğine, sevmek beklentisiz ve yargısız, yanmak onun yanıp yanmadığının ayırdına varmayı istemeden,sevmek Mecnun gibi, Yunus gibi Züleyha gibi sevmek. Senin bundan önce yazdığın yazılarındaki gibi sevmek.Var sen gel yargılama kendi kendini.Sen seviyorsan o da seviyordur seni inan.
bir sort bır tısort yeter :) belkı bır de sapka :)
sevgılı sufıye tam olarak katılamayacagım, sen sevıyorsan oda sevıyordur, garantı degıl..karsılıgı her zaman olmuyor malesef..
Herkesin kendince bir bakış açısı oluyor işte kimseye şu doğru denmeyecek bir öznellikte geçiliyor yaşam koşusu...
Ne sufi haksız ne de berrin ...
Yalnızca herkes yasanmıslıklarıyla ve hayatın getirileriyle yorumlar aşkını sevdasını ben genelde ne büsbütün kapılırım ne de kaçabilirim öyle hep arada, arada bir yerlerdeyim ...
Yorum Gönder